
İçişleri bakanımız Sayın İdris Naim Şahin Erzurum gezisinde,
Kendisini gördüğüne sevindiğini söyleyen vatandaşa ‘Nereden bileyim ben şimdi senin sevindiğini?
Bir takla at, inanayım.
Yok yok, en iyisi bi oyna da göreyim.
Çal, davulcu!’ demişti ya...
Hani, koskoca adamı ortaya çıkarıp el şaklata şaklata oynatmıştı.
Torba değil ki büzesin;
Ağzı olan konuştu, kalemi olan yazdı...
E ben de duramadım, kendime mukayyet olamadım, yazacak başka şey bulamadım;
Sayın bakana iki satır bir şeyler karaladım.
Hoş bu densizliği yapan sadece ben değildim...
Benim gibi ‘ağzından çıkanı kulağı duymayan’ pek çok gazeteci de köşesinde bu olaya yer verdi.
İçişleri bakanımız Sayın İdris Naim Şahin, dün bir açıklama yapmış...
Demiş ki,
Kendisi, ölen 5 TEDAŞ işçisi için inceleme yapmaya gittiği Erzurum’da
Sokak ortasında vatandaşa göbek attırarak aslında abartılacak bir şey yapmamış;
Olan biten sedece, gündem sıkıntısı çeken gazetecilerin tepkisinden ibaretmiş...
***
Sayın Bakanım, vallahi yerden göğe kadar haklısınız...
Siz aklı başında her siyasinin davranması gerektiği davranıyorsunuz da;
Biz can sıkıntısından oturup böyle abuk açıklamalar uyduruyoruz işte.
Kabul ediyorum... Tek suçlu benim.
Siz elem içinde, ölen TEDAŞ işçilerinin aileleriyle ilgilenirken;
Babam yaşındaki amcayı o kadar insanın önünde ben oynattım.
Zaten Van depreminden sonra, karın buzun ortasında çadırda yaşamaya çalışan depremzedeye;
‘Ooo, sarayda yaşıyorsunuz’ diyen de bendim.
Memleketteki Kürt sorunuyla ilgili ‘Sorun sorun diyorlar. Sorun ne? Ben aryorum, sorunu bulamıyorum’ vecizeleri de aynen bana ait.
Yalnız, Sayın Bakanım;
‘Gazeteciler gündem bulamıyor da yazıyor’ demişsiniz ya;
İşte orada size pek katılamıyorum.
Zira sizin gibi siyasilerin olduğu bir ülkede, ‘gündem sıkıntısı çekiyorum’ diyen gazeteciyi;
Yolun ortasında oynatmakla kalmaz, üstüne bir de sopayla döverler...
***
Şaka bir yana,
Geçen gün yazdığım yazının sonunda,
‘Gittiği resmi gezide böyle bir seviyesizliğin baş kahramanı olan kişinin;
Bu ülkenin bakanı olduğuna bir türlü inanamıyorum.
Ama iki parende atarsa, belki inanabilirim’ demiştim ya...
Vazgeçtim.
Artık değil parende,
Havada üçlü salto atsa, inanmam...
Apartmandaki bütün çocuklar okula başlayınca,
Kendisi evde oturduğu için komplekslere girdiğinde, Ece henüz 3,5 yaşındaydı.
Herkes okula gidiyordu, o da gidecekti...
Ne dediysek dinlemedi, gözyaşları dinmedi.
En sonunda dayanamadık, evimizin karşısındaki anaokuluna kaydını yaptırdık.
Çok mutluydu...
Her öğlen onu alırken neşeyle cıvıldıyor, o gün ne olduysa en ince detayına kadar anlatıyordu.
Sonra 10 Kasım geldi...
Okul çıkışı, kızımın yüzü ilk defa allak bullaktı.
‘Ne oldu?’ dedim, cevap vermedi.
‘Arkadaşınla mı kavga ettin?’ diye sordum, sesini çıkarmadı.
‘Öğretmenin mi kızdı?’ diye üsteledim, yine yüzüme bakmadı.
Baktım olmuyor, konuyu değiştirmeye karar verdim.
Onun başı önünde, yolda el ele eve doğru yürürken,
‘Ece’ dedim, ‘Bugün 10 Kasım. Okulda tören yaptınız mı?’
İşte o zaman patladı.
‘Yaptık!’ diye bağırdı. ‘Anne, adam ÖLMÜŞ!!!’
***
Ece keder içinde benden gelecek cevabı beklerken, şaşkınlıkla farkettim ki,
Kızıma bebekliğinden beri Atatürk’ü çok sevdiğimizi,
Onun ne kadar iyi bir insan olduğunu,
Bizi nasıl kurtardığını anlatmış;
Ama öldüğünü söylemeyi unutmuştum.
Küçücük elleriyle resimlerini sevdiği birinin,
Hem de uzun zaman önce ölmüş olduğunu öğrenmenin üzüntüsünü bir süre üzerinden atamadı.
Başka hiçbir soru sormadı, bütün gün sesi soluğu çıkmadı.
Ece, Ata’sının öldüğünü işte böyle öğrendi.
***
Biliyorsunuz, Atatürk’e benzerliğiyle tanınan sinema oyuncusu Göksel Kaya;
Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği 23 Nisan Festivali’nin tanıtımı için şu sıralar ilimizdeki okulları geziyor.
Geçen akşam haberleri izlerken televizyonda bu görüntülere rastladım.
Muhteşemdi...
Atatürk’ü karşısında görünce sevinçten ağlayan mı çocuklar mı ararsınız,
Boynuna sarılıp kucağına tırmanan mı...
Etrafını sarıyorlar, her kafadan bir ses çıkıyor, hepsinden ayrı bir soru geliyordu.
Ama içlerinden birinin kafası biraz karışmıştı.
Göksel Bey’e yaklaştı, kucağına oturdu ve beni yukarıda anlattığım o hüzünlü güne götüren, soruyu sordu:
‘Aaa, Atatürk siz ölmemiş miydiniz?’
***
Çocuklarının yüreğine, benzerine bile böyle coşkuyla koşabilecek kadar büyük bir Atatürk sevgisi koyabilmeyi başarmış bütün anne-babaları sevgiyle kucaklıyorum.
Kandemir Sigorta’nın üzenlediği ‘Ofis’te Sanat 8’ sergisi açıldı...
Kader Aktü’nün suluboya eserlerinden oluşan ‘Çocuk ve Nar’a Bağlanmak’ isimli sergi,
30 Mayıs’a kadar Kandemir Sigorta’nın Leyla Atakan Caddesi no:11/A adresindeki ofisinde görülebilecek.
