BU GARSON NEREYE KOŞUYOR?

Bu garson nereye koşuyor?

İzmitli garson Selçuk Özdöl, girişimcilik ruhunun dürtüleriyle mesleğinde bir adım daha ileri gitti, servis yapmaktaki yeteneğini düğün dernek hazırlığındaki insanların emrine sundu. Selçuk Özdöl, “Allah’ın izniyle Kocaeli’de birçok çiftin düğününü ben yapacağım” diyor

Merhaba…

Bu hafta da bir portre ile karşınızdayım. Sizi bu kez, mesleğine aşık bir garsonla, attığı adım ve ulaşmaya azmettiği hedefiyle tanıştıracağım. Tabi bunu yaparken, özellikle de düğün dernek düşüncesinde veya hazırlığında olanlara da umarım faydalı bilgiler de aktarmış olacağım.

Sizleri tanıştıracağım kişi Selçuk Özdöl. Sempatik, konuşkan, dost canlısı biri…. Ama tabi ki bizleri asıl ilgilendiren onun girişimciliği, ne yaptığı, nasıl yaptığı, ne yapmak istediği ve tabi ki bu gencin stratejisi…

Bu söyleşide özellikle ‘empati’ konusunun geçtiği ifadeleri dikkatinize sunmak isterim.

Buyurunuz…

 

 

Haydi tanışalım. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

-Ben Selçuk Özdöl… 1988 İzmit doğumluyum. Bilgisayar okudum. Önce İzmit Endüstri Meslek Lisesi’nde, ardından da meslek yüksekokulunda 3 yıllık bilgisayar yazılım okudum.

 

Hiç piyasa için bilgisayar programı yazdınız mı, irili ufaklı?

-Hayır, bilgisayar konusunda bir gün bile çalışmışlığım yok.

 

Ben biliyorum, bilmeyenler için soruyorum; şuanda ne iş yapıyorsunuz?

-Organizasyon işi... Sudem Organizasyon adında bir işletmem var, insanların törenlerinin organizasyonunu yapıyoruz eşim Tuba ile birlikte.... Düğün yapıyoruz, nişan yapıyoruz, sünnet organizasyonları yapıyoruz, işyeri açılışları, toplu kokteyller, mekan süslemeleri, barbekü partileri, yıl sonu baloları, toplu piknik... Yani şunu söyleyebilirim, özel gün dediğinizde aklınıza ne geliyorsa, bunların organizasyonunu yapıyorum.

 

Evet yaptığınız iş bilgisayar yazılımcılığıyla birebir örtüşüyormuş hakikaten. Şaka tabi ki... Büyük bir yol ayrımı yaşamışsınız belli, anlatır mısınız?

-Ailem masa başı bir mesleğim olsun istedi. Onlar yazdırdılar o bölümlere. Ama ben biliyordum, ben dört duvar arasında olmayı sevmiyordum. Bana bilgisayar değil, insan olacak, kalabalık olacak, iletişim olacak, muhabbet olacak, yardımlaşma olacak. Neyse zaten ailem dar gelirliydi, ben okurken çalışmam da gerekiyordu, gittim garsonluk yapmaya başladım.

 

 

Garsonluk?

-Evet garsonluk. Çok sevdim ben bu mesleği. Ömür boyu bana mesleğin nedir diye sorsalar ‘Garsonluk’ demekten onur ve mutluluk duyacağım bu kesin. Robot olmayacaksın bu meslekte. Zemberekli gibi masa kur, masa kaldır ile sınırlı olmamalı. O zaman sevemezsiniz. İnsanlara hizmet ediyorsunuz ve insanlarla insani temaslarınız olmalı. Ancak o zaman zevkli bir hal alıyor. ‘Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım’ tarzında çalışırsanız bu bir yere kadar. Ama ben öyle yapmadım, temas halinde oldum insanlarla, çünkü netice de ben de insanım, insan insanla iletişim kurar, kurmalı. Ben hep iletişim halinde oldum, hizmet ettiklerime. Bu fark getirdi. İnsanın tepesinde dikilen, çevresinde dolanan bir gölge olmadım, benim bir simam ve ismim vardı, fark ettirdim, her çalıştığım yerde...

 

Nerelerde çalıştınız?

-Önce Özdilek’te... Uzun bir süre. Eşim Tuba ile zaten Özdilek’te tanıştım, O da AVM’nin kırtasiyesinde çalışıyordu. Yemek saatlerinden birinde önce göz temasımız oldu, sonra ortak bir arkadaşımız aracılığıyla kaynaştık, neticede şuanda evliyiz. Evlendikten sonra benim Özdilek’ten ayrılma zorunluluğum doğdu, çünkü aynı soy isimde iki kişinin çalışması Özdilek’te mümkün değil. Acıbadem Kocaeli Hastanesi’nde başladım. Sonrasında da Kentsa Sosyal Tesisleri’nde... Kentsa benim içim bir dönüm noktası oldu.

 

Nasıl, neyi değiştirdi burası, neler değişti?

-Sudem Organizasyon’un fikirleri burada oluştu. Temelleri de burada atıldı. Nasıl derseniz, burada çok organizasyonlar olurdu. Bir çok organizasyon firmasının hizmetini burada izledim, gözlemledim. Hep eksikler buldum bunlarda. Harika şeyler yapıyorlar ama eksik yapıyorlar. Gördüm ki, firmaların büyük bir bölümü, hem de böylesi bir işte, empati yapmıyorlar. Hizmetlerindeki eksikliğin temelinde bunlar vardı, empati yapmıyorlardı. Empati yapmıyorsanız, bu işi yapamıyorsunuz demektir. Parasal gücünüz vardır, en kaliteli malzemeleri kullanabilirsiniz organizasyonlarınızda ama kendisini düğünün derneğin sahibi gibi göremiyor, kendinizi onların yerine koyamıyorsanız işinizi doğru yapamıyorsunuzdur. Nitekim bizim de düğünümüz oldu, en basitinden söyleyeyim, hani şu gelin yolu dediğimiz şey var ya, gelin-damat geçerken volkan patlatma vardır, bizim düğünümüzde insanlar onları patlatacak diye önde bir hengame, fotoğraf kareleriniz bile hayal ettiğiniz gibi çıkmıyor. İşte empati yaptığınızda oradaki volkan patlatmayı manuel değil, uzaktan kumandalı volkan patlatmalarla gelin geçtikten sonra yapmak istersiniz.

 

 

Özetle?

-Özetle ‘Ben bunlardan çok daha iyi yaparım bu işi’ dedim. Empati yapmak benim karakterim. Onlarda olmayan en büyük şey bende baskın bir vasıf. Hem sempatiğim, hem empati yaparım. Yazık oluyor, insanların en önemli günleri bunlar, ‘paramı aldım, eh idare etsinler verdiklerimizle’ demek olmaz. Masaları tezgahları kurup bir kenara çekilmek olmaz. Konuklar henüz dağılmamışken masa sandalye toplamak olmaz. Vallahi dedim, ‘ben bu işi bunlardan daha iyi yaparım”...

 

Kendi işinizi kurdunuz...

-Önce altyapımı oluşturdum. Kentsa’da çalışırken bu fikir olgunlaşınca ben malzeme almaya başladım, depoya koydum. İnternet üzerinden de iş almaya başladım, yavaş yavaş organizasyon işlerine giriş yaptım. Epey bir süre böyle gitti. Bir ofis olmaması, bizi tanımayanlar için baktık handikap oluyor, ofisin avantajlı olacağını gördük, işyerimizi açtık eşimle.

 

Belli ki adım adım büyüyorsunuz. Bu işin son aşaması nedir sizde?

-Evet adım adım ilerleyelim dedik. Ama umduğumuzdan çok daha hızlı ilerliyoruz şükürler olsun. Çünkü garsonluk dönemimde o kadar insanla tanışmış ve dostluklar arkadaşlıklar geliştirmişiz ki, bu kadar çevremizin olduğunu fark etmemişiz. Şimdi onların yansımaları bizi hızlı ilerletiyor. Allah’a şükür elimiz boş kalmıyor. Varlıklı kişiler değiliz, kazandıklarımızı malzeme almak için kullandık. En iyilerini, en moda olanlarını. Sonra işyerimizi açtık. (4 yaşında kızımız var Zeynep Sude, onun ismini verdik işletmeye) Çıktığımız bu yolda belirlediğimiz en son aşama kendimize ait bir düğün salonu, kır düğünü yapabileceğimiz kendi mekanımızın olması. Allah’ın izniyle çok görkemli merasimlere imza atılan bir mekan hayalimiz var. Ancak şuanda hayalimizde tabi bu. Olur veya olmaz. Nasip işi. Eşimle hayalimiz şu ki, bir gün gelecek İzmit’te, Kocaeli’de, tamamını elbette bir organize etmeyeceğiz ama inanıyorum ki İzmit’te Kocaeli’de birçok çiftin düğünlerini ben yapacağım. İnanıyorum ki bir gün gelecek, evlilik hazırlığındaki çiftler, sünnet yaptıracaklar, piknik organizasyonu yapacaklar, işyeri açacaklar bence önce bizlerle tanışacaklar, bizlerle sorunsuz törenlere imza atacaklar. Çünkü biz ısrarla inatla heyecanımızı kaybetmeyeceğiz. Empati yapmaktan vaz geçmeyeceğiz. Her düğünde kendimizi damadın, gelinin yerine koyacağız, ailelerinin yerine koyacağız, kusursuz merasimleri için elimizden geleni yapacağız. Mutlu ettiğimiz insanlar bizlere referans olmayı sürdürecekler. Ünümüzün ve itibarımızın çığ gibi büyüyeceğini düşünüyoruz. Enerjimiz de var, kararlılığımız da.

 

 

Sizden başka bu işi yapan firmalar da var değil mi, Kocaeli’de kaç firma vardır organizasyon işi yapan sizce?

-Organizasyon işi yapan sayısı epey vardır. Çünkü bakıyorsunuz gelinlikçiler bile organizasyon yapabiliyor. Ama firma olarak söylemek gerekirse 15 dolayında firma var ilimizde.

 

Sizi onlardan farklı kılan şeyler nedir peki?

-Dediğim gibi, insanlar sizi sempatik buluyor, enerjimiz çok yüksek. Bu diğer firmalarda da vardır elbet ama bizim lokomotifimiz bu zannedersem, enerjimiz yüksek, insanlar bizi seviyor, güven duyuyor, çünkü onlar da anlıyor, hissediyor, bizim önceliğimiz para değil, biz önce sorunsuz bir tören verelim onlara, onlar mutlu olsunlar, memnun kalsınlar, memnuniyetleriyle referans olsunlar. Bizim işte biri ‘lanet olsun’ derse orası sizin bittiğiniz yerdir çünkü. Peki insanlar nasıl memnun kalacak, işte işin sihri burada. Birçoklarında olmayan ama bende yoğun olan şey; empati. Ben çok empati yaparım. Beni kiralayan insanların yerlerine koyarım kendimi. Ben neyi yaşamak isterim, neyi yaşamak istemem onu düşünürüm. Ona göre de hareket ederim. Mesela meslektaşlarımızdan bir çoğu gelir kurar her şeyi, başlatır merasimi bakmışsın basmış gitmiş, işin bitin saatinde dönüyor. Organizasyon masa sandalye kur, müziği ver, çekil bir kenara işi değil. İnsanların en hassas oldukları günler, hatta bir çok şey pamuk ipliği bu tarz etkinliklerde kimse en küçük bir sorun yaşanmasını istemez. İnsanların hayatında bir kez yaşayacağı şeyleri organize ediyorsunuz, bunun ‘Pardon’u olmaz. Ok yaydan çıkması gibidir, çıktı mı yapacak bir şey kalmaz. O nedenle başından sonuna, her adımında çok titiz ve dikkat etmelisiniz. Herkes uyuyabilir, dikkati dağılabilir, başka bir şeye yoğunlaşabilir ama organizasyon taahhüdü yapmış kişi olarak sizin dikkatinizin düşmesi diye bir şey olamaz. Ama işte bu hassasiyetin bilincinde olmayanlar var. Düşünün daha misafirler oturuyor, adam gitmiş bir uçtan masa sandalye toplamaya koyuluyor, kalkın gidin diyor yani.

 

Haydi bir empati yapalım şuan. Diyelim ki bir düğün dernek düşünen aileyiz. Ne yapmalı, ne yapmamalıyız, haydi onlar için bir yol haritası çizelim...

-Şimdi isteseniz de organizasyon işini kendi yapma şansınız yok. İlla ki bu iş birilerine verilecek. Bir düğün salonuyla anlaşmaya gitseniz, pastasını da salon belirler, fotoğrafçınızı da. Ama öyle bir bölgede bulunuyoruz ki, mekan anlamında çok zengin bir bölgedeyiz. Sahil bandımızda mekan çok. Sapanca Gölü çevresinde mekan çok. Bazı aylarda kır düğünleri için bitirim bir bölgedeyiz. Beğen beğenebildiğini yani. Ancak her beğendiğini istediğin tarihte elde edebilmeniz pek mümkün görünmemekte. O nedenle insanlar mekan konusunda belki de bir 6 ay önceden rezervasyon yaptırması gerekmekte. Bölgemiz halkı çalışanlar gelemez diye genellikle merasimlerini genellikle Cumartesi gününde düşünür. Ayda 4 Cumartesi var. Yığılmalar oluyor, bu güne merasim düşünen 6 ay önceden harekete geçmeli.

 

 

Tamam mekanı hallettik diyelim...

-Organizasyon firmalarıyla olan temaslarından bahsedecektim. İnsanlar en mutlu günlerinde sadece şunu yapabilmeli; mutluluğunu dostlarıyla paylaşmalı. Dostlarıyla ilgilenmeli sadece. O ne oldu, bu nerede kaldı bu onların hakkı değil, yaşatılmamalı, yaşamamalı insanlar bunu. Önce organizasyon firmalarıyla temasa geçecek. Neler istediğini, neler istemediğini konuşacak. Fiyatlar alacak. 2 bin liraya organizasyon yapan da var, 20 bin liraya yapan da. 2 bin lira düşük, 2 bin lira çok denmez hemen. Alacağınız hizmete göre fiyat değişir. Diyelim biri size 2 bin lira fiyat çıkardı, başka yere gittiniz orası da bin lira dedi, hemen bin lira diyene gidilmemeli. Bakılmalı, o fiyatı veren ne hizmeti veriyor, diğer fiyatı veren hangi malzemeleri kullanıyor, ne hizmetler vadediyor. Vatandaşın yapacağı şu; alacağı hizmetin görseline baksın, kullanılacak malzemelere gitsin dokunsun. Diyelim ki kafasına yatmaya başladı, taahhüt imzalamadan şunu da yapsın, o firmaya yakında bir etkinliğinin olup olmadığını sorsun, yakındaki bir etkinliğine katılsın, olanı biteni, verilen hizmeti, gözlemlesin. Hangi firmayla anlaşma yapacağına karar vermenin en doğru yolu bu. Bazı vatandaşlar internet sitelerindeki fotoğraflara bakarak karar veriyor, bu da yanıltıcı olabiliyor, çünkü bazı organizasyon firmaları internet sitelerine farklı yerlerden alınmış görselleri koyabiliyor.

 

Yine söylüyorum, haydi bir yol haritası koyalım insanların önüne, düğün dernek düşünen kişi sırasıyla neler yapmalı?

-Bu işleri kimler yapıyor önce bunu listelesin. Vakit ayırsın işletmelerin en azından birkaçına ziyaret gerçekleştirsin, düşündüğü şeyin kabataslak maliyetini kafasında şekillendirsin önce. Şüphelerini dağıtmak için, bazı siteler var, teklif alınabiliyor buralardan, onlardan da teklifler alsın, maliyetler konusuna vakıf olsun. Sonra kafasına uyan firmaların etkinliğine gidip gözlemleme yapsın.

 

 

Haydi yavaş yavaş bitirelim. Siz gözlemlenmekten çekinmiyor musunuz?

-Çekinmek mi? Aksine mutluluk duyarız, memnun oluruz. Çünkü yaptığımız işten şüphemiz yok ki. Bizi izleyen inanıyorum ki, merasim programını bizimle birlikte yapacaktır. Biz bunu çok yaşadık. Hatta bakın size son bir şey söyleyeyim; birisi bize geldi, birlikte bir planlama yaptık diyelim, dedim ye empati sahibiyiz, bizde temas bitmez. Aklımıza bir şey gelir, alo deriz, onun aklına bir şey gelir alo der. Özel günler, kandiller, bayramlar biz ararız insanları, kutlarız. Tüm bunlar olurken o kişi müşteri olmaktan çıkar, onlar bizi kendilerinin bu işlerini üstlenmiş akrabaları gibi görür, arkadaşları gibi görür. Öyle ki düğün biter, o aile arar, ‘günümüz var, kutlamamız var, haydi Tuba sen de çık gel’ der, böyle aile dostlukları bile oluşuyor. Çünkü biz onları hiç para olarak görmedik. Çünkü empatiyle kendimizi onların yerine koyduk. Sürprizler yaptık, jestler yaptık, listeye konmamış hizmetleri hediyemiz olarak sunduk.

 

Haydi şöyle bir soruyla sonlandıralım sohbetimizi. Aynı anda kaç kişiye hizmet sunabilirsiniz siz?

-Malzeme donanım altyapımız ve ekibimizle aynı anda bin 500 kişiye kusursuz hizmet sunabilmekteyiz.

 

Peki... Bizler de başarılar diliyoruz, çıktığınız yolda, gitmek istediğiniz hedeflerde ve Kocaelililer’le ilgili hayallerinizde...

39307 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 11 Yorum

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER