ÇELİK: KİRALIK İŞÇİLİĞİ TİS’LERE SOKMAYACAĞIZ!

Çelik: Kiralık işçiliği TİS’lere sokmayacağız!

Birleşik Metal-İş Sendikası Şube Başkanı Talat Çelik, kiralık işçi yasasının insan onuruna yakışmayan uygulamalar içerdiğini söyleyerek, “Bizim örgütlü olduğumuz yerlerde biz bunu toplu iş sözleşmesine sokmayız. Bunun mücadelesini de ortaya koyarız” dedi

Hami Baltacı’nın Birleşil Metal-İş Sendikası’nın genel merkezinde merkez örgütlenme daire başkanı olarak görevlendirilmesi sonrasında sendikanın şube başkanlığına getirilen Talat Çelik ile hem kentteki örgütlenmelerini hem de kiralık işçi yasasını konuştuk. Çelik, kiralık işçi yasasının ‘insan onuruna yakışmayan’ uygulamalar içerdiğini söyledi, “Bunlar 1800'lü yıllarda Amerika'da denendi, işletmelere, topluma ve işçiye katkı sağlamadı. Bunlar 3. dünya ülkelerinde bile olmayan çok vahşi uygulamalar, işçiyi kapı kulu durumuna getiren bir sistemdir” dedi. 

Kiralık işçi yasasının örgütlü oldukları yerde olmayacağını söyleyen Çelik, “Bizim örgütlü olduğumuz yerlerde biz bu konuyla ilgili çok fazla sorun yaşayamayız, toplu iş sözleşmesine sokmayız. Onun mücadelesini de, direnişini de, grevini de ortaya koyarız” diye konuştu.
2017 yılında başlayacak TİS görüşmeleri için de konuşan Çelik, korkmanın kimseye fayda sağlamadığını söyleyerek, “Biz kimseyi yolda bırakmadık, bırakmayız” dedi. Kıdem tazminatı konusuna da değinen Çelik, bu konunun meclise görüşülmek için getirilmesi durumunda şalteri indireceklerini ve ülkede hayatın duracağını söyledi, “İşte o zaman yeni bir 15-16 Haziran olabilir” dedi.

 

Şube başkanlığı görevine gelme süreciniz nasıl oldu?

-Aslında yabancısı değiliz. Ekip olarak 2007 yılında şube yönetimine geldik. Hami Baltacı şube başkanı, ben de sekreteriydim. Bu dönem üçüncü dönemimizdi. Yönetim aynen devam etti, 19'uncu merkez genel kurulunda Hami Baltacı, merkez örgütlenme daire başkanı olunca ben şube sekreterliğinden şube başkanlığına, şube mali sekreteri Hakan Küçük arkadaşımız da şube sekreteri oldu. 8 yıllık profesyonel yöneticiydim sendikada. Ne konunun yabancısı ne de durumun acemisiyiz. Bundan sonra da bilgi ve birikimimizi bir üst kademede devam ettireceğiz. İşçinin hakkı için farklı bir modda ama aynı şekilde devam ettireceğiz.

 

BURADA İŞ VEREN DAHA ÖRGÜTLÜ

Şu an Kocaeli'deki örgütlenme durumunuz nasıl?

- Bizim bölgemiz Dilovası'ndan Karadeniz Ereğli'ye, yani Ankara sınırına kadar. Kocaeli şubesinin aslında Kocaeli dışında çok yoğun faaliyeti var ama bu Kocaeli'de çok fazla yerel basına yansımıyor. Örneğin 2007'den bugüne Kocaeli dışında Sakarya, Akyazı, Hendek, Düzce, Akçakoca, Karadeniz Ereğli ve Çaycuma bölgelerinde 18-19 tane işletmede örgütlenme çalışması yaptık. Bu işletmelerde yetki müracaatı da yaptık. Birçoğunda yetki çoğunluğu da oldu. Yalova'da Nuhtel'e örgütlendik. Bizim şubemiz Kocaeli merkezli olsa da Kocaeli'nin dışında da faaliyet yürütüyor. Kocaeli'de son süreçte Marmara Galvenize var. Fabrikanın biri Dilovası'nda diğeri Sanayi Mahallesi'nde. Burada çoğunluğu sağladığımızı iş yeri öğrenince 7 arkadaşımızı işten çıkardı. Bunun üzerine fabrikada işçiler üretimden gelen gücünü kullandı ve üretim yavaşladı. Basın açıklaması yaptık. Biz dedik iş yerini kapatmaya gelmedik, işçiler geldi bize, anayasal haklarını kullandılar. Bu demokratik bir haktır, buna karşı çıkacak, onlara kin besleyecek bir yapı kurumsal yapı içerisinde olan bir iş verene yakışmaz dedik. Onlar da evet dedi, saydığınız ölçülerde bir işletmeyim diyerek arkadaşlarımızı geri aldı. Orada bir temsilci seçimi de yaptık. Ocak ayından bugüne kadar Marmara Galvenize'nin 2 fabrikası ve Nuhtel'de örgütlendik. 2017 geliyor, 2015'te yarım kalan hesabımızı o sarı gangsterin zulmü altındaki hesabımızı da göreceğiz. Birleşik Metal-İş bu ülkede metal işçilerinin umududur, geleceğidir.

Kocaeli dışında 19 yerde örgütlenme var ama bu kentte bu rakam biraz daha az, bu faaliyetlerin burada da yaşanmamasının nedeni nedir?

- İlk göreve geldiğimizde Tezcan'da örgütlenmiştik. Orada ortaya koyduğumuz refleks ve işçiye sahip çıkmamız kent kamuoyunda ses getirdi ama işverenlerde de korku ortaya çıktı. Sırasıyla Dytech, Snoop, Marmara Galvenize, Krom ve Cam'da örgütlendik. Kocaeli'deki iş verenler daha örgütlü. Siyaset, devlet ve kolluk eliyle Kocaeli'deki çalışmalarımıza zaman bırakmadılar Kocaeli'de büyük mücadeleler ortaya çıktı. Bunun en yakın örneği de Enpay. 253 arkadaşımız tazminatsız işten çıkartıldı. Sonra da orada yaşananlar, insanlık dışı uygulamalar... Sadece iş verenlerin değil işçilerin de onuru vardır. İşçi onur dışı davranış karşısında çalışmayabilir. Biz öcü değiliz, fabrikayı yakan yıkan sendika değiliz. İddialıyız. Bizim örgütlü olduğumuz iş yerleri diğerlerinden daha disiplinlidir. Sarı sendikaların iş verenle kapalı kapılar ardından yaptığı anlaşmaların da etkisi var tabii. Onlara çok sendika da demek istemiyorum, iş veren her istediklerini yaptırıyor onlara. Dolayısıyla Kocaeli'de sendikamıza karşı çok ciddi bir refleks var. Bu manada bu kadar olumsuzluğun olduğu yerde örgütlenmemiz kolay olmuyor. Çok zorluklarla karşılaşıyoruz. Kocaeli dışında hakkımda açılmış 12 dava var. Kimi arkadaşımız gözaltına alındı, ne yaptık hırsızlık mı yaptık? Sendikal haklarımızı kullandık. İş verenlerin bizi öcü olarak görmemesi lazım. Marmara Galvanize'de örgütlendik de fabrikanın tapusunu mu aldık? İş verene gidip sorsunlar orada, bu zamana kadar üretimin ve disiplinin arttığını söylemezse biz iş verenler ne diyorsa kabul edeceğiz. Biz sarı sendika değiliz.

BUNLAR VAHŞİ UYGULAMALAR

Bu kadar örgütlenme sorunu saydınız, bir de bunun üstüne kiralık işçi yasası geldi. Bundan sonraki süreçte çalışan nasıl etkilenecek?

- Bu süreç Türk-İş'in genel başkanlığından sonra daha da hızlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasete girmesine vesile olan Demiryol-İş Sendikası'nın genel başkanı Ergün Atalay, oldu bittiyle Türk-İş Genel Başkanı oldu. Erdoğan'ın bir numaralı adamı. Hak-İş için bir şey söylemeye gerek yok, hükümetin arka bahçesi. Böyle olunca Hak-İş'te başkan olan Salim Uslu AKP'den milletvekili oldu. Bu kiralık işçilikle ilgili ilk denemeyi Erdoğan başbakan iken yaptı. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gerekçeler öne sürerek bunu veto etti. Erdoğan cumhurbaşkanı olunca ilk iş bunu yaptı. Ulusal İstihdam Projesi'nin bir şartından olan kiralık işçiliği getirdiler. Nerde yaptılar bunu? Ülkenin gündemi bulanık, her gün şehit haberi gelirken, her yerde bombaların patladığı, minibüs bekleyenlerin ansızın hayatını kaybettiği süreçte, toplum canınla cebelleşirken tıpkı 1999 depreminde biz enkazlarda çalışırken, yatacak bir yer ararken nasıl tuttular emeklilikle ilgili yaş meselesini geçirdiler, aynı öyle bir bulanık günde bu yasayı da çıkardılar. Artık bugün iş güvencesi olmayan, kıdem tazminatı olmayan, sigortası olmayan o amelelerin artık yasal bir hizmete bürünmesini sağladılar. Bundan sonra fabrikalar, işçiyi ücretsiz izne çıkartıp yerine işçi bürolarından daha düşük ücretli kiralık işçiyi alabilecek. Abdullah Gül'ün o zamanki vetolarını açıp bir bakın ve bugünkü hükümete şunu sorun, 'Bu gerekçelerden hangileri ortadan kalktı?' İnsan onuruna yakışmayan, rencide eden, insanlara gelecek kaygısı ortaya çıkartan kiralık işçi bürolarındaki işçilerin emekli olabileceğini mi düşünüyorsunuz? İşsizlik sigortası için alan biri için ne diyor, 'işçinin son 120 günde hiç eksiği olmayacak, son 3 yıl içinde en az 600 gün prim ödenmiş olacak' Peki kiralık işçi bürosunda çalışan bir işçi nasıl oradan maaş alacak? Ayda 10-20 gün giden ve gittiği kadar sigortası ödenen biri emekli olabilecek mi? Sendikalar da örgütlenemeyecek. Kapsam dışı işçilerin olduğu yerde nasıl toplu iş sözleşmesi yapacaksın? Şartlar zaten zorlaştı, bir de bunun üstüne kiralık işçi getiriyorsunuz. İşçiye de 2 sefer üst üste de yapma hakkı tanıyorsunuz. İşçiyi kiraladı, parayı peşin aldı gitti, işçiye ne olacak o zaman? Hiçbir şey. Bunlar 1800'lü yıllarda Amerika'da denendi. 1 Mayıs'ın ortaya çıkışını sağlayan olay var. Bunlar işletmelere, topluma ve işçiye katkı sağlamadı. Bunlar 3. dünya ülkelerinde bile olmayan çok vahşi uygulamalar. Bunlar işçiyi kapı kulu durumuna getiren bir sistemdir. Bu insanlar nasıl primini tamamlayacak da emekli olacak?

 

Kiralık işçi olarak çalışanların örgütlenme şansı olacak mı?
- Yok. İmkanı, ihtimali bile yok. Kim var diyorsa da yalan. Geçen televizyonda izledim, 'müjde mevsimlik işçi sana kıdem tazminatı ve sigorta hakkı getirdim' Ya bundan büyük yalan olur mu? Mevsimlik işçilerin sigorta hakkı yok mu? Zaten var. Aslında o işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakkı ile yıllık iznini ortadan kaldırdın. Benim aklım almıyor, bir devlet, bir bakanlık bu yalanı nasıl söyler ya? Kiralık işçilikle bunları oradan kaldırıyorsun ve bizim vergilerimizle o reklamları yapıyorlar. Dilimizin döndüğü gücümüzün yettiği her yerde anlatıyoruz. Ama sanki bu yasa sadece DİSK'in işçileri için geçerli, Türk-İş ve Hak-İş'in olduğu fabrikaları etkilemeyecek sanki. Bu tasarı ortaya çıktığın ülkenin her yerinde eylem ve basın açıklaması yaptık. Hak-İş hükümeti destekliyor, Türk-İş de yalandan imza kampanyası yapıyor, 'grev sebebi sayarız' diyor. E çıktı hadi yapsana grev. Kırmızı çizgin ya çıktı hadi yap. Yapamaz.

 


İŞÇİLER BUNA HAZIR OLSU

15-16 Haziran 1970 İşçi Direnişi’nin 46. yıldönümündeyiz. O zaman direnişle sendikal mücadeleye olumsuz etki yapacak tasarı geri çekilmişti. Önceden işçiler arasında birlik vardı, Türk-İş de o zaman destek vermiş. Şu anda o birlik niye sağlanamıyor?

- 3 işçi konfederasyonu var ülkede. 2 tanesi de teslim alınmış durumda. Siyasi hükümetin kapıkulu olmuş durumda. O şanlı direnişin yıldönümündeyiz. Sonuçları itibariyle yasanın geri çekildiği bir direnişti. O günün siyasi konjonktürü etkendi. Dünya o dönem iki kutupluydu, siyasi akımların etki olduğu, sokaklarda siyasetlerin rahat olarak çalışma alanı bulduğu bir süreçti o dönem. Bugün DİSK yalnızlaştırıldı. 1970'den sonra DİSK güçlendi, Maden-İş büyüdü. O günkü siyasiler DİSK'in rızasının olmadığı bir yasal düzenlemeyi bırakın meclis gündemine getirmeyi konuşamadılar bile. Bugünlere gelecek olursak, yeni  15-16 Haziran'ların olması mümkün mü? Bence mümkün. Ama bunun toplumsal altyapısının olması lazım. Bu ülkede bugün kimseyle siyaset konuşamıyorsunuz. Herkes kutuplaştı, siyasetin kullandığını dil kavgacı bir dil. Umut hep var. Çöl çiçeği gibi biliyorsunuz tohumu 40 yıl çölde bir yağmur damlasını bekler, geldiğinde çiçek açar. Bir çöl çiçeği gibi işçi hareketi kızgın çölde de olsa o yağmurun damlasını bekliyor. Mutlaka bir yağmur damlası olacak. Türkiye'de böyle bir şey olacaksa da o yağmur damlası da DİSK'tir.

Bugünkü muhalefete baktığımızda da insanı gülmek alıyor. Bu kadar emekten ve mücadeleden uzak, başkalarının belirlediği gündemler içerisinde savrulup giden bir durumdalar. Kendi içlerinde iktidar yarışı içindeler. Bu yüzden yüzlerini halka dönemiyorlar. İktidarın da tam istediği gibi. İşimiz zor ama umut hep var. Her 30-35 yılda bir işçi hareketi yeniden palazlanıp atraksiyonunu ortaya koyuyor. Bugün yasa geçiyor tek bir işçi konfederasyonu karşı çıkıyor. Ama en sarı sendika başkanı çıkıp 'bizim kırmızı çizgimizdir, üretimi durdururuz' diyor. Şaka gibi, niye durdurmuyorsun, seni bağlayan mı var? Türkiye’nin en büyük sendikasıyım diyorsun ya hadi yüreğin varsa, işverenlerin kapıkulu değilsen sendikaysan hadi durdur. Biz greve çıktığımızda bize yafta taktılar.

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
- Nazi Almanya’sı döneminde insanları gaz odasına atıyorlardı. Odada ortaya açık bir baca konuluyor, kısmi oksijen var. Gaz verilmeye başlayınca insan ömürleri 10-30 saniye kadardır. Odaya insanları atıp açtıklarında bakıyorlar ki insanlar birbiriniz çiğneyerek o oksijenin geldiği bacaya ulaşmaya çalışmış. Ama halbuki hepsi birlikte kapıya yönelse kapıyı kıracaklar. Yani, sendikasız işçiler de gaz odası gibidir. Senin sonun örgütsüzsen bellidir. Örgütleneceksin. O sarı sendika üyelerine de seslenmek istiyorum; orada kaldığınız sürece geleceğinize umutla bakmanız mümkün değil, işten atılma korkunuz olabilir, iş veren ile sendikanız işbirliği içerisinde de olabilir ama bu korku duvarını yıkmanız gerekiyor. Yeriniz kiralık işçiliğe doğru gidiyor. Bizim örgütlü olduğumuz yerlerde böyle bir korku olmaz. Bugün kıdem tazminatı meselesi de var. Genel merkez kararımızdır, kıdem tazminatıyla ilgili düzenleme meclise geldiği zaman biz şalter indireceğiz. İşte o zaman 15-16 Haziran'ı hayata geçirme şansımız var. O zaman fabrikaları boşaltacağız, o zaman bu ülkede hayat duracak. İşçiler buna hazır olsun.

 

2017’DE METAL FIRTINA VAR

Bundan sonraki süreçte Birleşik Metal-İş, hem kiralık işçi yasası hem de örgütlenmedeki sorunlar için neler yapacak?

- Bir kere örgütlü olduğumuz her yerde bunu toplu iş sözleşmesine sokmayacağız. Bizim örgütlü olduğumuz yerlerde biz bu konuyla ilgili çok fazla sorun yaşayamayız. Onun mücadelesini de, direnişi de, grevini de ortaya koyarız. Sorun şu; sarı sendikalardaki örgütsüzlük işçiler için sorun olur. Çünkü örgütsüz işçinin bunu yapacak gücü yok. Sarı sendikalar zaten iş verenle işbirliği içerisinde. Sorun burada. Bugün Türk-İş'e bağlı sendikaların TİS'lerinde esnek çalışma telafi çalışması var. İliklerine kadar uygulanıyor. Onlar açısından bir şey olmayacak ki. İş veren ne diyorsa onu yapıyorlar. Bu bizim genel kurul kararımızdır, biz bunu engelleriz. Peki o işçiler ne olacak? Bizim onlara karşı da sorumluluğumuz var. Bizim kadar onlar niye yapmıyorlar? TİS'lerde biz bunu var gücümüzle engelleyeceğiz.
Sizin vasıtanızla Kocaeli'deki metal işçilerine çağrıda bulunuyorum; 2017 yılı geliyor, metal fırtınanın yeniden eseceği yıl. Gök gürültülerini ben şimdiden duyuyorum. Sinmenin korkmanın kimseye faydası yok. Bizimle yola çıkan kimseyi yolda bırakmadık, bırakmayız da. İşçinin umudu olacak sendika Birleşik Metal-İş'tir metal kolunda. Kapımız da herkese açıktır.

3325 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 1 Yorum

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER