FORMÜL, TATLI GÜVEN’DEN RAMAZAN TATLINIZ SÜTLÜ NURİYE DE BENDEN…

Formül, Tatlı Güven’den Ramazan tatlınız SÜTLÜ NURİYE de benden…

Bu hikaye 1985 yıllarına uzanıyor ve bırakın Türkiye’yi artık dünyada bile ismini duyurmuş durumda. O, İzmitli İhsan Güven’in hikayesi ve markası. O, İhsan Güven’in tatlısı “Sütlü Nuriye”… Güzel bir hikayesi de var.

Tülay DURAN

O dönemlerde esnaf komşu Sabri İnan, şeker hastası olmasının yanında tatlıya olan düşkünlüğüne de bir türlü gem vuramıyormuş ve İhsan Güven’den kendisine hafif bir tatlı yapmasını istemiş.  İşte şuan dünyada bile adını duyuran Tatlı Güven’in Sütlü Nuriye’si bu şekilde doğmuş. Sadece Sütlü Nuriye mi? Kalitesinden ve lezzetinden ödün vermeyen Tatlı Güven, her birinde ayrı lezzetiyle  Ramazan ayına yine aynı iddiada 38 çeşitle ve günlük 600 kg üretimle hazırlanıyor.

 

 

İhsan Güven’in pusulasında yollarına devam eden Mesut ve Metin Güven kardeşlerin bir de sürprizleri var. Halalarının tarifinden Safranbolu Yöresel Ev Baklavası da artık Tatlı Güven’in diğer iddialı bir ürünü. İzmit, Yenişehir ve Yuvam şubelerinin dışında yeni açtıkları D-100 Karayolu şubesiyle de 31. yılı taçlandırmış durumdalar. Tatlı Güven’in kısaca özeti bu şekilde ama asıl konumuz işin tabi ki mutfağı, atölyesi… Ramazan ayı denilince aklımıza sofralarımızı lezzetlendiren tatlılar, tabi ki tatlı denilince de elbette  ilimizden doğan marka Tatlı Güven gelir…  Metin Güven, Çenesuyu’ndaki üretim tesislerinin kapılarını bendenize açtı. Az buçuk oklava ve merdane tutmuşluğumun cesaretiyle ben de üretimde yer alarak biraz da iddialı olarak şunu söylüyorum; Ramazan ayında Sütlü Nuriye tatlınız benden…

 

 

HERKÜL GİBİ KASLARIM OLDU

Her işte olduğu gibi işin mutfağı ve başrol oyuncuları önemlidir. Buradaki başrol oyuncularımızın başında, 12 senedir bu mutfağa emek veren Naciye Pamuk, şimdi yanına çocukları Önder ve Özgür Pamuk’u da almış durumda ve onlar da olmuş birer usta. Bir de Kaya Gökmen usta var, hamur ve fırın ondan sorulur. Benim de ilk ustam Kaya Gökmen ve Metin Güven oldu tabi hijyen kurallarına uygun kıyafetlerimi giydikten sonra. 15 yumurtanın kırılıp, bir miktar tuzun ilavesiyle işlemimize başladık. Yumurta kırma işlemi hepimizin evinde yaptığı klasik bir işlem, çırpma da öyle. Ama elime aldığım o devasal çırpma aleti hiç düşündüğüm gibi değildi ve hiç bu kadar yorulacağımı sanmazdım.

 

 

Daha işin başında iflas ettim. Allah’tan hamur yoğurma makinası var diye de kendimi telkin ettim. Belirlenen un miktarı ve çırpmış olduğum malzemeyle hamur yoğurma makinasını çalıştırdık. Ama telkinim boşa çıktı, miktar benim için her zaman ki üretimden az hazırlandığından hamuru bir tarafa toplamam gerekiyordu ve yine kaslarıma yüklenme durumunda kaldım. Sanırım bu olayın sonunda Herkül’ü geçeceğim. Hamurumuzun kıvamı, hani annelerimizin dediği kulak memesi yumuşaklığında değil, kısmen biraz daha sert. Hamuru yoğurduktan sonra ortalama 1 saat kadar bekletmek dinlendirmek gerekiyor. Sonuçta Herkül gibi kaslarımla onu bayağı yormuştum. İşin esprisi tabii, bu süreçten sonra kesme işlemi yapılıp fitil diye tabir edilen şekle getirilip nişasta aracılığıyla hamur pazı yani bizim deyimimizle, küçük daire şekline getiriliyor. Artık hamurumuzu açma vakti…

 

 

KAĞITTAN BİLE İNCE AÇILMIŞ HAMUR

Bunun için özel bir oda var, adı da oklava odası. Dedim ya; oklava tutmuşluğum var, o rahatlıkla odaya bir giriş yaptım. Aman Allah’ım o da ne..! Boyumca ve kap kalın bir oklava… Yapılacak bir şey yok, pazı diye adlandırdığımız küçük yuvarlak hamurlar aralara nişasta serilerek üst üste ortalama 15 adet konuluyor sanırım burada bana torpil geçtiler benimkiler 12 tane oldu. İlk işlem avuç gücüyle hamurları biraz daha büyütmek.

 

 

Burada önemli olan hamurun uç kısımlarını inceltmek bunu yapamazsanız ortası incelip gerekli büyüklükte açamazsınız ve hamurunuzun ortasında kocaman bir pencere açılır. Daha sonra merdaneyle büyütülen hamurların yerine kabusum oklava yerini alıyor. Burada hamurlar tek tek ayrılıp aynı oklavaya sarılarak açılıyor ama buradaki tüyo aralarına serpilen nişasta ve buna 3 tekleme deniliyormuş. Ustam Önder’in attığı nişastalar bir çiğ gibi hamurun üstüne düşse de benimkiler kalıp gibi düştü. Fazla nişasta hamuru çürütürmüş, burayı hemen es geçiyorum. Burada açılan hamur artık ben buna yufka diyeyim adeta kağıttan ince. Biraz dikkatli baksanız karşı tarafı görebilirsiniz.

 

 

SELVİ BOYLU OKLAVA, KRİZİM OLDU

Artık yufkamın tepside yer alma vaktine geldi. Buradaki ustam da Naciye Pamuk. Burada da bir oklava krizi yaşadım. Bu sefer de ipincecik selvi boylu bir oklava. Ama Sütlü Nuriye’nin kalınlığının da tüyosu bu oklavada ve bu oklava özel bir yapım. Açmış olduğum ve kenarlarını kestiğim 12 adet hamur yani yufka, üst üste tezgahta yerini aldı.

 

 

Her birini o selvi boylu oklava aracılığı ve 300 gr cevizle sararak işlemi tamamlıyorsunuz. Tabi bu cevizlerin serpme işlemindeki zayiatlar tamamen acemiliğimin bir parçası. İnce ince sarılan Sütlü Nuriye tepside yerini aldıktan sonra kesme işlemi de önemli. Tabi eşit şekilde ve düz kesmek gerek. İşte tepsim hazır, haydi yağlama ve fırınlama aşamasına…

 

 

Bu yağ öyle fokur fokur ve dumanları üstünde değil ama kızgın bir yağ. Burada da ustam Metin Güven oldu. İtinayla dökülen yağın tepsinin her bir noktasına kadar gelmesi önemli. 700 gr yağ kullanımı oluyor. Valla mis gibi koktu. Şimdi sırada fırınlama aşaması var. Fırınımızın derecesi 185 ve ortalama 40 dakikada pişme işlemi tamamlanacak.

 

 

SÜTLÜ NURİYE’NİN SIRRI ŞERBETİNDE

İşte son ve asıl dokunuş zamanı geldi. Namı diyar Sütlü Nuriye tatlısının adına münhasır sütünü koyma zamanı. Bir bakıma bu tatlının şerbeti. Süt ve şeker karşımı bir şerbet. Tabi Sütlü Nuriye tatlısını tatlı yapan en büyük tüyosu da bu, süt ve şeker oranı yani miktarı. Bunun sırrı da Tatlı Güven’de. Tabi bu sır, diğer yerlerde yapılan hamurlaşmış Sütlü Nuriye tatlılarından ayıran en belirgin özelliği. Gelelim bu sır olan şerbetin döküm işlemine.

 

 

Tabi burada da dikkat edilmesi gereken şeyler var ama yine görüntü olarak alt tarafı sütlü şerbeti tatlıya dökecektim, çok basitti. Ta ki sütün bir kısmını dışarıya dökene kadar. Buhar içinde boğulsam da ani manevrayla işlemi tamamlamış bulunuyorum. Ohhh … Ellerime sağlık…. Bu arada yapmış olduğum Sütlü Nuriye tatlısını da tüm gazetedeki arkadaşlarımla afiyetle yedik. Eminim sizin de Ramazan sofranızın her zaman olduğu gibi vazgeçilmez tatlısı olacak. Bu sırada laf aramızda kalsın Ramazan tatlılarınız Tatlı Güven’de hazır. Bu tatlılara bir dokunuş ta benden oldu. Size de afiyet olsun…

 

10874 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 1 Yorum

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER