MUHARREM BUCAN: FOTOĞRAF ÇEKMEK BENİ TANRI’YA YAKLAŞTIRIYOR

Muharrem Bucan: Fotoğraf çekmek beni Tanrı’ya yaklaştırıyor

Kocaeli’de fotoğraf denildiğinde akla ilk gelen isim olan Muharrem Bucan kendi fotoğraf tutkusunu, “Fotoğraf çekmek beni Tanrı’ya yakınlaştırıyor ve kendimi huzurlu hissetmemi sağlıyor” cümlesiyle anlattı

Kocaeli’de fotoğraf denildiğinde akla ilk gelen isim Muharrem Bucan.

Doğa tutkusu, parayı ve çalışmayı çok fazla sevmemesi nedeniyle kendisini Mandıra Filozofu olarak tanımlıyor Bucan. 

Fotoğrafın kendisi için ne ifade ettiğini ise “Fotoğraf beni Tanrı’ya yakınlaştırıyor ve huzur veriyor” cümlesiyle açıklıyor.

Cansu Alabalık Tesisi’nin ortaklarından olan Bucan için Kartepe bölgesini tanıtmak için başladığı fotoğraf yolculuğunun daha sonra tutku haline gelmiş.

Muharrem Bucan yıllardır birbirinden güzel fotoğraflara imza atmaya devam ediyor.

Bu konuda her hangi bir egosu da yok, isteyen herkesle bilgilerini paylaşmaya hazır.

 

Kocaeli’de fotoğrafçılık denildiği zaman akla ilk gelen isimlerden birisiniz. Peki fotoğraf yolculuğunuz nasıl başladı?

-Bir turizm işletmesinin ortaklığını yapıyorum. Yaklaşık 15 yılı aşkın süredir esnaflık yapıyorum. O yıllarda tanıtımla ilgili materyallerin çok gelişmemiş olmasından kaynaklı kendimce taktikler geliştirdim. Bir taraftan web sitesi tasarlıyordum, bölgeyi tanıtmak maksatlı çalışmalar yapıyordum. Öncelik kendi işletmem değil bölgemi ve Kocaeli’yi tanıtmak için yapıyordum bunu. Sosyal medya hiç yoktu ve web siteleri üzerinden tanıtım yapılabiliyordu. O dönemlerde internetin ağır olmasından dolayı fotoğraf ağırlıklı sunumlar yapıyordu ve fotoğrafla uğraşmaya başlamam da o döneme denk geldi. Günümüz teknolojisinden uzak, düşük çözünürlüklü fotoğraflar çekerek bölgenin güzelliklerini tanıtmak adına çekimler yaptım. Bir süre sonra fark ettim ki insanlar bunları takip ediyor, takipçi sayım artıyor. Teknoloji geliştikçe daha da çıtayı yükselttim, iyi makineler edindim. Çektiğim fotoğrafların farklı yerlerde yer alması da beni motive etti. Fotoğrafa bir sanat boyutu tanıtım materyali değil sanat olarak bakmaya başladım. Kaba saba bir eğitim aldım ama zaman içerisinde tanıştığım bir çok üstadın tekniklerini inceledim ve zaman içerisinde sosyal medya ve internetin hızlanmasıyla bilgilere de ulaşmak çok kolay oldu fotoğrafla ilgili siteler kuruldu ve herkes birbirinden bir şeyler öğrenmeye başladı. O dönemlerde ben de bir çok teknik denedim ama tabandan gelen bir ses vardı. İnsanlar genel görünümlere, manzara fotoğraflarına çok beğeniyle yaklaştıkları için ben de kendimi o yönde geliştirmeye çalıştım doğaya olan tutkum da beni daha çok manzara fotoğrafı çekmeye itti. Manzara fotoğrafının her zaman geçerliliği vardır.

 

TANITIM OBJESİYDİ YAŞAM BİÇİMİM OLDU

Fotoğraf sizin için ne ifade ediyor?

-Fotoğraf benim için başlarda bir objeydi, tanıtım şekliydi daha çok bölgeyi tanıtmak için kullandığım bir araçtı sonra içine o kadar daldım ki bir yaşam biçimi haline geldi benim için. Bir gün güzel bir gün batımında elimde makinem yoksa, hazırlıksız yakalanmışsam, kendimi kazıklanmış hissederim. Şurada şunu çekmeliydim dediğim noktalar artmaya başladıkça da fotoğraftan ne kadar keyif aldığımı anladım. Memleketin bir çok yerinden çektiğim yüzlerce fotoğrafım bir resmi dairenin duvarında, dergilerde kullanıldı. Hiçbir şekilde kimseden telif ya da fotoğraflarıma değer biçerek fotoğraflarımı satmadım, isteyen herkese de arşivimi açtım.

 

Fotoğraf yarışmalarına katılmıyorsunuz. Bunun özel bir nedeni var mı?

-Çektiğim tüm fotoğraflarım benim çocuklarımdır. İnsan nasıl çocuğunu satamayacaksa, değer biçemeyecekse ben de fotoğraflarıma değer biçemem. Birkaç yarışmaya katılmışlığım var ama aldığım bir kararla yarışmalara da katılmama kararı aldım. Ben Mandıra Filozofu gibiyim. Belki ihtiyacım olmadığı içindir ya da değer biçemediğim içindir. Fotoğraf yarışmalarında bir takım olmaması gereken şeyler gördüm ve o yüzden de fotoğraflarımı yarıştırmıyorum.

 

 

OLAĞANÜSTÜ FOTOĞRAF

Kartepe’nin zirvesinden İstanbul’u çektiniz. Bu fotoğrafın önemi ne sizin için?

-Kartepe zirvesinden İstanbul’u çekmiş olduğum fotoğraf mesela daha önce kimsenin çekmediği bir fotoğraf.  Ben de fotoğrafı işlerken İstanbul’un gözüktüğünü fark ettim. İstanbul’un Avrupa yakası dahil olmak üzere ekranıma düştüğünde çok heyecanlanmıştım. Daha önce kimsenin görmediği bir manzaraydı bu belki de fotoğraf kariyerimde şimdiye dek çektiğim en olağanüstü çalışmadır bu. İnanmayanlar çok oldu. Photoshop’un ne olduğunu bilmediği halde hile olduğunu söyleyen insanlar oldu. O fotoğrafı seri halinde çektim ve elimde orijinalleri var. Zaten fotoğrafla ilgili federasyon temsilcileri bunun doğru bir fotoğraf olduğunu teyit ettiler. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar bunun hile olduğunu söylese de benim hedef kitlem zaten onlar değildi. Öylesine değerli bir fotoğrafı sadece okuyabilen ve görebilen insanların değerlendirmesi önemli. En önemlisi de benim kendimi tatmin etmiş olmamdı. Karadeniz’i de çektim. Çok kişi Karadeniz’in Kartepe’den görülemeyeceğini söyledi ama o da önemli fotoğraflarımdan biri olarak arşivimde duruyor.

 

FOTOĞRAF OLMASAYDI MÜZİK OLURDU

Fotoğraf olmasaydı keşfetme duygunuzu ne ile bastırırdınız?

-Ben çocukluğumdan beri görsel sanata ve müziğe meraklıydım. Sanırım müziğe ağırlık verirdim. 6 yaşında başlayan bir müzik maceram vardı. Abimin kırık bağlamasıyla ondan gizi öğrenmeye çalışırdım. O beni her yakaladığında azarlardı. Sazın tek teli vardı ve onun da kopacağından korkardı. Yaşadığımız yerde alabileceğimiz bir yer yoktu. Lise dönemlerinde müzik grubu kurmuştuk köy köy, salon salon dolaşıp düğünlerde, gazinolarda müzik yapıyorduk ve kendi paramızı kazanıyorduk. Tatil yapıyorduk. Müzik de benim için tanrısal bir şey aslında. Tüm melodilerin aslında aynı kapıya çıktığını düşünüyorum. Nefes aldıran ender şeylerden bir tanesi diyebilirim. Fotoğrafa bu kadar ağırlık vermeseydim ikinci tutunma noktam müzik olurdu ve bu konuda kendimi geliştirebilirdim.

 

Şimdiye kadar çok fazla fotoğraf çektiniz, ödüller aldınız. Bundan sonraki hedefiniz ne kariyerinizle ilgili?

-Bir fotoğraf albümü yapmayı düşünüyorum Fotoğraflarla Kocaeli adında. az bir yolum kaldı herkesin evinin bir köşesinde ya da kitaplığında geleceğe dair bir arşiv niteliğinde bunu saklamak isteyeceğini düşünüyorum. Sergiden ziyade katalog tarzı bir şey yapmak istememin sebebi de bu. Biraz daha fotoğraf çekmek ve kafamdaki teknikleri hayata geçirmeyi bekliyorum. Bölgenin 4 mevsim güzelliklerinin arşivini oluşturmak adına. Tamamladığım takdirde hayata geçireceğim ve sponsor olmak isteyen çok ciddi kuruluşlar var. Bir de kimsenin çekmediği bir fotoğraf çekmek istiyorum. Bu hiç kimsenin görmediği bir şeyi görmek kadar keyif verecek bana. Geçtiğim yollardan geçmeyi sevmiyorum.

 

Amatör ya da profesyonel fotoğrafçılar bir anı yakalamak için günlerce bekleyebiliyor siz hiç yaşadınız mı böyle bir durumu?

-Fotoğrafçılık ben makinemi alıyorum atıyorum bagajıma fotoğraf çekmek için kendime saat belirliyorum  köy köy dolaşıyorum. Fotoğraf anlamında önüme çıkan bütün koşulları değerlendiriyorum. Tanımadığım insanlarla sohbet ediyorum yaşlıları fotoğraf anlamında anlamlı bakışlara sahip oldukları için çok değerlendiriyorum. Saatlerce bekleyip bir yıldızın kaymasını beklemenin manasını yok ama saatlerce yol alıp dağın başına çıkarak samanyolunu çekmişliğim çoktur. Bazen fotoğrafın ne zaman geleceğini bilirsiniz ve hazırlığınızı yaparsınız. Bazen de hiç ummadığınız anda önünüze öyle bir şey çıkar ki tesadüfi bir olaydır ama o çektiğiniz fotoğraf sizi fotoğraf camiasında en üstlere çıkartabilir.

 

Fotoğrafçı kimdir size göre?

-Fotoğraf çekmek gözde başlayan bir olaydır bunun için ilk etapta bir makineye ihtiyacınız yoktur ama işin belgeleme boyutunda tabi ki bir makineye ihtiyacınız var. Fotoğrafın bir tanımı var hangi çalışma fotoğraftır hepsinin tarifi var. Fotoğraf siyah beyaz da olabilir renkli de olabilir ama bazen siyah fotoğraflar daha çok şey ifade edebilir. Siz o duyguyu verebiliyorsanız siz fotoğrafçısınız demektir. Tesadüfi olarak bir fotoğraf çekmiyorsanız böyle bir şey yakaladım demiyorsanız çektiğiniz şeyden eminseniz fotoğrafçısınızdır ya da olmaya adaysınızdır. Bir yerde fotoğraf ya vardır ya da yoktur. Fotoğrafın sanat olabilmesi için tarladan toplanan buğdayın ekmek haline dönüşmesi aşamasıdır fotoğraf.

 

MUTLULUK KAPISI OLARAK GÖRÜN

Fotoğrafçılığa meraklı olanlara neler söylemek istersiniz?

-Bildiğim her şeyi herkesle paylaşmaya hazırım. Fotoğraf tıpkı diğer sanat türleri gibi özünde özgün bir takım ögeler barındırır ve herkesin tarzı ve anlayışı kendi bilgi ve ufku doğrultusundadır. Bu yüzden de herkesin herkese bir şeyler öğreteceğini düşünüyorum. Fotoğraf konusunda hiçbir zaman ego sahibi olmadım. İddialı da değilim ama fotoğraf sayesinde hayata farklı bir pencereden baktığıma inanıyorum. Her geçen gün yeni bir boyut keşfettiğimi düşünüyorum. Fotoğraf sanattır ya da değildir ayrıntısını çok fazla irdelemiyorum. Önemli olan beni ne kadar mutlu ettiğidir. Bu işle uğraşmak isteyenlerin fotoğrafı bir kazanç kapısı olmanın ötesinde bir mutluluk kaynağı olarak görmelerini tavsiye ederim. Parayı her türlü kazanırsınız binlerce metodu var ama sanatın karşılığı para olmamalı. Fotoğraf sizin içinizde tanrısal bir güç ya da yansıma. Varsa elinizde olmasa da onu yansıtırsınız içinde tanrı parçacığı varsa bu kendini harekete geçirir yoksa da zaten bir süre sonra bıkar bırakırsınız. Aslında hepimiz kendi içsel yolculuğumuzu gerçekleştiriyoruz. Bir ressam da öyle heykeltıraşta. Tüm sanatların ortak özelliği aslında kendini ifade ederken tanrıya duyduğu minnetin ya da isyanın tanımıdır sanat.

 

Fotoğraf çekerken ne hissediyorsunuz?

-Fotoğraf çekerken kendimi Tanrı’ya yakın hissediyorum. Ellerimi yukarı açtığım klasik bir pozum vardır. Tanrı’nın yarattığı güzelliklere şükrediyorum ve bu güzellikleri kendi çektiğim fotoğraflarla insanlara göstermeyi seviyorum.  Yaşam felsefemle aynı paralelde ve inandığım bir çok şeyle örtüşüyor. Anlatamadıklarımı fotoğraflarla anlatmaya çalışıyorum. Dünyada bize sunulan güzelliklerin ne kadar muhteşem olduğuna insanların dikkatini çekmeye çalışıyorum.

2285 defa okundu.

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER