SEVDİĞİM BENİM İÇİN KENTİ TERK ETTİ

Sevdiğim benim için kenti terk etti

İlimizin en sıkı insan hakları ve emek savunucularından ‘sendikacıların ablası’ Bedriye Yıldızeli, zamanında aşık olduğunu ancak sevdiğiyle kavuşamadığını söyledi, “Onunla evlenmediğim için kenti terk etti” dedi

1990 yılında İzmit Belediyesi’nde memur olarak işe başladı, ardından da memur sendikal hareketinin kurulmasına öncü olan isimler arasında yerini aldı.

Eylem onsuz düşünülemezdi. Eylemlerde, mitinglerde en önde oldu, otobüslerin, ses arabalarının üzerinden megafonla insanlara seslendi.

Dışarıdan bakıldığında hep sert duruşlu oldu, deyim yerindeyse ‘erkek gibi kadın’ tabirinin bir örneğiydi. Hal böyle olunca da ‘aşık olmaz, kimseyle aşk yaşamaz, onun aşkı verdiği mücadele’ söylemleri de beraberinde geldi. Fakat Yıldızeli  bunca emek mücadelesinin arasında imkansız aşkının da yıllarca mücadelesini verdi ve yenildiğinde ise hiç evlenmemeyi tercih etti.

İşte o imkansız aşkını Bedriye Yıldızeli’nden ilk defa dinleyeceğiz.

 

17 yıl boyunca Tüm-Bel-Sen şube başkanlığı yaptınız. Eylem ve miting dendiği zaman akla gelen ilk isim oldunuz Kocaeli’de. Peki nasıl başladı bu mücadelenin hikayesi?

-İşe girer girmez Türkiye genelinde memur sendikal hareketine katıldım. 1990’lı yıllarda memur sendikal hareketi yoktu biz kurduk memur sendikalarını. 1618 kurucu ile İstanbul Valiliği’ne müracaat ettik ve başlangıcı bu şekilde yapmış olduk. Nasıl başladım? Memurların hak ettiği demokratik, ekonomik haklarını alamadığını düşünüyordum. Bunu almanın yolunun da örgütlenerek, sendika kurarak olabileceğini düşünüyordum, buna çok inanıyordum bu nedenle de memur sendikal hareketine katıldım. Bir çok defa sendikalarımız kapatıldı, mühürlendi, yürüttüğümüz etkili bir mücadele sonucunda memur sendikalarını herkes kabul etmek zorunda kaldı ve güdükte olsa bir yasası çıkarılmış oldu.

 

HİÇ BİR PİŞMANLIĞIM YOK

Peki bu durumda ailenizin rolü ne oldu, sizi aileniz mi etkiledi yoksa bu faaliyetlerin dışında mı kalmanızı istediler?

-Ailem ürkek ve korkak davrandı. Başıma herhangi bir iş gelebileceğini düşünerek beni engellemeye çalıştı ama ben bildiğim ve inandığım yolda yürüdüm, kararlıydım ve bunları yaptığım için mutluyum. Hiç bir pişmanlığım yok. Yine doğsam yine Belediye-İş’e başlasam yine aynı şeyi yaparım. Ben sosyalistim ve sosyalizme inanan biriyim. Dünya halklarının, emekçilerinin sosyalist sistemle onurlu bir şekilde yaşayacağına inananlardanım ben. O nedenle bu mücadelenin içinde oldum. Sendikaları var eden sol düşüncedir. Sendikaların mimarı solculardır. Sağcılardan da olur tabi ki ama mimarları solculardır.

 

 

TABELA SENDİKACILIĞI VAR

Çok emek verdiniz, uzun yıllar mücadele ettiniz. Şu an baktığınızda Kocaeli’de sendikal hareketleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Şu anda Kocaeli’ye hatta Türkiye’de baktığımızda sendikal mücadele tamamen tabela sendikacılığı durumunda. Sendikalar yok gibi bir şey. Yaptıkları faaliyetlere, eylemlere katılım yok ve bu bizi çok üzüyor. Memur sendikal hareketini yaratmak bizim için çok zor oldu, çok büyük bedeller ödendi. Ölen ve sakat kalan arkadaşlarımız oldu ki bunlardan biri de benim. Ben beyin kanaması geçirdim, Bir miting çalışmasından dönerken kaza yapmıştık ve başım torpidoya çarptı bu yıllar sonra ortaya çıktı. Beyin kanamasından dolayı kontrollü yaşıyorum. Çok fazla yorulmamam, heyecanlanmamam gerekiyor. Bunun yanında yaşamını yitiren arkadaşlarımız oldu. Bugünkü noktaya baktığımızda da o emekler boşa harcanmış gibi gözüküyor. Umarım içinde bulunduğu sefaletten kurtulur sendikal hareket ama çok kötü. Neye bağlıyorsunuz derseniz tabi ki siyasi iktidarın bir baskısı var bu kaçınılmaz. Yasalarla insanların elini kolunu bağlıyor. Ama şu andaki sendikal kadrolar yaptıkları işse kendileri inanmıyor ve günü kurtarma noktasında çıkıp basın açıklaması yaparak sendikal mücadele yaptıklarını zannediyorlar. Böyle bir şey olmaz, olmamalı. İnsanlara gidip anlatmıyorlar. Mesaj sendikacılığı başlamış. Mesajla faaliyetleri duyurmaya çalışıyorlar. İnsanlar böyle gelmez, insanlara sendikal bilinci vermemişsiniz. Bunun tamamen ortadan kalkması lazım, insanlara giderek anlatılması lazım.

 

SENDİKALARIN TAMAMI KAPATILMALI

Çok ümitli bir tablo çizmediniz. Peki yeniden sendikal hareketin eski günlerine dönmesi için ne yapılması gerekir?

-Öncelikli olarak sendikaların hepsinin tamamen kapatılması lazım ve yeni bir hareketin başlatılması lazım. Bizim toplumumuza bir şeyi anlatarak çok kolay onu istediğiniz seviyeye getiremezsiniz. Bir takım şeyleri yaşaması lazım.  Şu anda yaşıyorlar ama farkında değiller. Ne zaman bir sıçrama yaşanabilir? Şu anda az çok evlerine ekmek götürebiliyorlar. Götüremedikleri zaman biraz daha farklılık olacaktır. Şu andaki sendikalar can çekişiyor ve ayakta durma mücadelesi veriyor . Üyelerinin hakları bir yana sadece bunun mücadelesini veriyorlar. Gerçekten üzerlerinde çok büyük baskı var ama sadece hükümetin baskısıyla ifade edilemez. Kadrolarımızda anlayışta, inançta problem var. ‘Sendikalar siyaset yapmaz’ deniyor. Sendikalar bal gibi siyaset yapmalı ama bir partinin arka bahçesi olmayı kastetmiyorum. Sendikalar emeğin alın terinin siyasetini yapar. Bugün bundan da geri düşüldü. Ülkedeki herhangi bir şey sendikaları ilgilendirmeli. Sadece sendikaların üyelerinin hakları değil ülkedeki her şey sendikaların ilgi alanına girmeli ve bugün bu da yok. Sendikacılık günümüzde meslek olarak algılanıyor ama değil. Ben 8/1 çalışıyordum. 01.00’da sendikadan çıkıyordum. Bugün bunu yapsa arkadaşlarımız büyük bir şey yapmış olarak anlatabilirler. Ben büyük bir şey yapmadım, üzerime düşeni yaptım, bugün durum gerçekten çok kötü.

 

Bugün tekrar mücadeleye devam etsem bir şeyler değişir diyor musunuz?

-Eski birlikte görev yaptığımız kadroların yeniden sendikaların başında olmasının kısmen değiştireceğini düşünüyorum. Çünkü eski kadrolar gerçekten bedel ödedi ve çok inanmış insanlardı. Bedel ödemeyince bir şeyin kıymetini bilmiyorsunuz. Onu yükseltme noktasında çaba sarf etmiyorsunuz.

 

 

SIRTIMA COP YERKEN ARA ÖĞÜNÜMÜ YİYORDUM

9 ayda 45 kilo verdiniz. Buna nasıl karar verdiniz? Neler yaptınız kilo vermek için?

-Sendikal harekete başladığımda mevcut kilomdaydım ama sendikal harekette düzenli beslenme gibi bir şey söz konusu değil. Toplantı, eylem, iş yeri ziyareti. Bütün bunların arasında yemek yemeyi bile unutuyorsunuz. 10 saat sonra yemek yerseniz, kahvaltı yapmazsınız kilo alıyorsunuz. Yani düzenli beslenmediğiniz sürece kilo alıyorsunuz. Ben bunu sendikal harekette yapamadım, düzenli beslenemedim. Bütün enerjimi, bütün gücümü sendikaya verdim. Yemek yemeyi bile unuttum. Çok yediğim için değil az yediğim için kilo aldım ben.  Daha sonra bel ağrısı başladı, bel fıtığım ortaya çıktı. Çok ıstırap ve acı vermeye başladı. Doktora gittiğimde kilo vermelisin dedi. Kilo vermek için söz vermemi istedi ve bir gün sonra diyetisyene gittim ve kilo vermek istediğimi söyledim.  Öylelikle başladım. Dokuz ayda 45 kilo verdim. Sırtıma cop yerken ben ara öğünümü yiyordum. Çok disiplinli bir şekilde hareket etti. Alışkanlıklarımı da sürdürüyorum ve çok rahatım. Bedensel olarak çok rahatım, ağrılarımdan kurtuldum.

 

Sanırım size yönelik zamanında bir suikast planı da olmuş. Bunu duyunca ne hissettiniz?

-Daha da hırslandım öfkelendim. Ben üyelerimizin hakları dışında bir şey yapmadım. Onların demokratik, ekonomik sosyal haklarının korunması noktasında üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum bu da benim görevim. Görevimi yaparken ikna gücü var, kitleleri sürükleme gücü var diye böyle düşünülmesi sizi öfkelendiriyor. Terörist değilsiniz, insan öldürmüyorsunuz, yakıp yıkmıyorsunuz, kimseye rahatsızlık vermiyorsunuz. Görevinizi yapıyorsunuz.  Burada sizi devlet keskin görmüş olabilir bir vali devlet sizi öldürme kararı almıştı ben engelledim dedi.  Zerre korku hissetmedim. İşimi yapmaya devam ettim. Öyle zamanlar oldu ki işkence gördüm ve gördüğüm işkenceler nedeniyle 10 yıl boyunca ayaklarımda kanamalar oldu”.

 

 

NEDEN EVLENMEDİ?

Bedriye Yıldızeli hiç evlenmedi ve nedeni de hep merak konusu oldu. Bizim aracığımızla bu hikayenin nedenini paylaşmak ister misiniz?

-1990 yılında İzmit Belediyesi’ne başladım ve 3 ay sonrasında sendikal mücadele başladık ve 3 yıl sonra da şube başkanı oldum. 95’li yıllarda da Kocaeli Barosu’nda bir avukatla tanıştık. Bizim davalarımıza gönüllü girerdi. O zaman biz haftada 3 gün mahkemeye çıkıyorduk en ufak bir şeyde bizi mahkemeye veriyorlardı. Bir müddet arkadaşlık yaptık, birbirimizi tanıdık sonra evlenmeye karar verdik. Benim de sendikal harekette en hızlı olduğum dönemdi. Ailesiyle tanıştık fakat onun benim yanımda ezileceğini söyledi. Ben de “Ben hayatımı ezilenlerin ezilmemesi için adadım, ne demek ezilmek” dediğimde polisle devletle uğraştığımı ve oğullarına zaman ayıramayacağımı söylediler. Evleneceğim kişiye son fikrini sordum evlenmek istediğini ve ailesiyle konuşmak istediğini söyledi ve süre istedi. Ben de 1 hafta süre verdim. Döndüğünde ailesinin karşı çıktığını fakat onlara rağmen  yine de evlenmek istediğini söyledi. Böyle bir evliliği kabul edemezdim çünkü insan ailesinden olumlu ya da olumsuz etkilenirdi. Sonra evlenmezsem bu kenti terk edeceğini söyledi ve işini gücünü bırakarak İstanbul’a yerleşti. O dönemde her mitinge gelir, beni izler giderdi. Zaman zaman ‘nasılsın’ diyerek telefon etmiştir. Hala o da bekardır ben de bekarım. Özeti bu. Sevemiyorsam aşık olmuyorsam evlenemiyorum. Anlattığım nedenden dolayı evlenemedik. Ondan sonra kimseye ilgi duymadım. İlgi duysaydım evlenirdim.

 

TOPUKLU AYAKKABI BENİ RAHATSIZ EDİYOR

Hiçbir zaman sizi topuklu ayakkabı ya da bir elbiseyle görmek mümkün olmadı yıllarca. Neden?

-Bireysel, keyfi rahatlığı seviyorum. Topuklu ayakkabı beni rahatsız ediyor. Bel fıtığım var her hangi bir yanlış hareketimde daha da azacak. Spor giyinmeyi seviyorum. Topukluyu ve eteği sevmiyorum o yüzden de giymedim. Saçımda kısadır. İkinci kez aşık olduğumda saçımı uzatacağım demiştim. Hala saçım kısa. Buradan da aşık olmadığımı anlayabilirsiniz.

8796 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 4 Yorum

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER