TASAVVUF MÜZİĞİNİN FARKLI ÇİZGİSİ; ANKA

Tasavvuf müziğinin farklı çizgisi; ANKA

2008 yılında müzik piyasasına giren ve tasavvuf müziğinin parlayan yıldızı Anka İlahi Grubu, adından sıkça söz ettiriyor. Farklı bir çizgileri olan grubun yeni projesi ise rock ya da rap tarzında bir single çıkarmak

‘Farklı’ sözcüğü bazen tanımlanamayanı, bazen mükemmeli temsil eder… İlgi çeken anlamında da kullanılabildiği gibi, sanatsal anlamda beğeni ve övgüyü ifade eder.

Anka, tam anlamıyla farklı deyimini hak eden bir grup.

Sahne performansından eserlerine, grup üyelerinin sıcak ve samimi dünyasına kadar beğeni toplayan bir yapısı var.

2008 yılından itibaren gönül dostlarıyla bir araya gelen Anka İlahi Grubu, kemikleşmiş bir dinleyici kitlesine ulaşmış durumda.

Grubun üyeleri Mehmet Alier, Ahmet Kurt ve Muhammet Dikçal’ın bestelediği parçalar sosyal medyada paylaşım rekoru kırıyor, pek çok televizyon ve radyo kanalında dinleyici ile buluşuyor. 

Başbakan Davutoğlu için seslendirdikleri parçayla büyük beğeni toplayan Grup Anka, farklı stiliyle tasavvuf müziğine renk katıyor. 2012 yılında piyasaya sürdüğü ‘Aşkın Bülbülü’ isimli ilk albümüyle dikkatleri üzerine çeken grup, daha sonra çıkardığı ‘Lisan-ı Arifan’ albümü ve single çalışmalarıyla da başarısını sürdürdü.

Grubun sunucu solisti Ahmet Kurt ile Grup Anka’yı sizler için konuştuk.

İşte o keyifli sohbetimiz....

 

Anka ilahi grubu nasıl ortaya çıktı?

-Grup Anka’nın kuruluşundan önce de müzikle ilgileniyorduk. Üç arkadaş çeşitli etkinliklerde ve programlarda bir araya geliyorduk. Zamanla çeşitli ezgiler ve ilahilerle dinleyicilerimizle bir araya geldik. Yaptığımız işi seviyorduk. Bir hobiden öte ciddiyetle icra ediyorduk. Birikimlerimizi farklı bir şekilde değerlendirmeyi düşündük. Bu sayede, Anka’nın kuruluş fikri ortaya çıktı.

 

Anka ilginç bir isim, özel bir anlamı var mı?

-Anka denince akla bir masal kuşu gelir. Ancak eski Türkçe’de Anga diye tabir edilen bir kelime var. Büyük ve ulu anlamına geliyor. Bizim de ileriye dönük hedeflerimiz, projelerimiz var. Grubun ilk kurulduğu tarihten itibaren günümüze uzanan süreçte, heyecanımızı asla kaybetmedik. Hep daha iyisini, daha güzelini yapmak için çalıştık. Bizim amacımız sadece bölgesel bir grup olmak değil, Türkiye ve dünyada tanınan eserler ortaya koyarak adımızı duyurmak. Tabi ki her şeyden önce tasavvuf müziğinin gereklerini en iyi şekilde yerine getirerek, ardımızdan gelen jenerasyona manevi değerlerimizi aşılamak…

 

 

ESERLERİMİZ BEĞENİ TOPLADI

Kuruluş aşamaları her zaman sancılı olur. Grup Anka’yı ilk kurduğunuz dönemde herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı?

-Bizim için heyecan verici bir tecrübeydi fakat her şey bir anda olmadı. Bir takım problemlerle karşılaştığımızı söylemek  zorundayım. Tasavvuf müziği geniş kitleler tarafından dinlenen, hak ettiği konuma ulaşabilmiş bir müzik dalı değil. Bu nedenle maddi ve manevi anlamda bazı aksaklıkları göze almak zorunda kalıyorsunuz. İlk zamanlar, Kocaeli’de bulunan çeşitli kuruluşlardan daha fazla destek bekliyorduk. Fakat aradığımız desteği bulamamıştık. Aslında, Anka müzik dünyasında yeniydi. Henüz kendini kanıtlama fırsatı bulamamıştı. Şimdi durum çok farklı. Topluma kendimizi tanıtmayı başardık. Eserlerimiz beğeni topladı. Artık beklentilerimizi karşılamaya başladığımızı söyleyebilirim.

 

Bir klibinizin çekimleri Filinta dizisiyle aynı film platosunda çekildi. Filinta, İkinci Abdulhamit devrini anlatan bir dizi. Fakat fonda çalan bir müziklere baktığınızda farklı bir konsept görüyorsunuz. Teklif gelirse, Kocaeli’nin yerel değeri olarak böyle bir projede yer almak ister misiniz?

-Teklif gelirse neden olmasın? Fon müzikleri genellikle sözün olmadığı, yalnızca belirli duyguları yansıtan şarkılardır. Cennetin Krallığı filminin müziklerini Kardeş Türküler hazırlamıştı. Hollywood bu topraklardaki değerin farkında, biz de farkında olmalıyız.

 

İlk kurulduğunuz günden bu yana kat ettiğiniz mesafeyi değerlendirirsek, neler söylemek istersiniz? Amaçladığınız konuma ulaştığınızı düşünüyor musunuz?

-Gerek sanatsal, gerekse bilinilirlik anlamında çok büyük bir yol kat ettik. Sürekli kendimizi geliştirdik ve eserlerimize donanım kattık. Elbette, ulaştığımız konumu yeterli bulmuyoruz. Sanatçı arkadaşlarımız ‘Sizin ulaştığınız konum müziğe yıllarını vermiş sanatçılardan daha aşağıda değil’ diyorlar. O sanatçılar bizim büyüklerimiz ve öncülerimiz. Biz yokken onlar vardı. Ezgilerinden etkilendiğimiz pek çok tasavvuf sanatçısı var. Abdurrahman Önül gibi isimler kimliğimizin oluşumunda önemli bir etken sahibi. Bazılarıyla da görüşüyoruz... Çeşitli programlarda, farklı vesilelerle bir araya geliyoruz.

 

 

EN ÇOK İZLENEN KLİP

Şimdiye dek hangi albümlere imza attınız?

-2012 yılında ‘Aşkın Bülbülü’ adlı ilk albümümüzü çıkardık. Türkiye’nin en iyi stüdyolarından Stüdyo Peker’de duayen isimlerle çalıştık. İlk klipimizi de bu albümde yer alan ‘Kervan’ isimli esere çektik. Sosyal ve ulusal medyada en çok izlenen klipler arasına girmeyi başardı. 2014 yılında ikinci albümüz olan ‘Lisanı Arifan’ı piyasaya sürdük. Geçen süre zarfında single parçalarla da dinleyicilerimizle buluştuk. Tüm bunların yanı sıra, TV ve radyo programlarında yer alıyor, konserlerde, düğün ve organizasyonlarda sevenlerimizle bir araya geliyoruz.

 

Şehitler için yaptığınız bir parça da var tabi…  

-Şehitler ve aileleri bu toplumun en önemli değeri. Ülkemiz son zamanlarda zorlu bir süreçten geçiyor. Yaşanan terör olaylarında büyük bir artış var. Bu topraklarda rahat ve huzurlu yaşayabiliyorsak bunu şehitlerimize borçluyuz. Fakat, piyasaya baktığınızda şehitlerimiz için seslendirilmiş parçalara sıklıkla rastlayamazsınız. Bu tarz parçalar, toplumu derinden etkileyen büyük olayların üzerine bestelenir. Kocaeli, geçmişte büyük bir deprem yaşadı. 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremin ardından bazı eserler yapıldı. Aynı duyarlılığın şehitlerimiz için de gösterilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu parçanın sözlerini Şair Lokman Kala yazdı. Biz de, stüdyoya girerek son halini kazandırdık…

 

Önümüzdeki beş yıl içinde Anka grubunu nerede göreceğiz?

-Hayatın her alanında olduğu gibi, müzikte de kendimizi geliştirmeliyiz. Onlarca albümü olup da tanınmayan sanatçılar var. Bu kendinize ne kadar donanım katabildiğinizle alakalı. Amacımız dinleyici kitlemizi daha da geliştirmek ve insanlara İslam’ın gerekliliklerini hatırlatmak. Dünyanın ve ülkemizin farklı noktalarından pek çok kişi bize ulaşıyor. Eserlerimizi beğendiklerini ifade ediyorlar. Bizim bestelerimizi okumak isteyen kişiler de var. Özellikle Amerika’dan gelen bir mail bizi çok mutlu etti. Amerika’da yaşayan bir dinleyicimiz, sosyal medya aracılığıyla bizim bestelerimizi dinleyerek Müslüman olmuş. Zayıf bir Türkçeyle attığı teşekkür maili halen hafızamızda…İlerleyen dönemde, geldiğimiz noktayı daha da ilerilere taşımayı amaç edindik.

 

 

ROCK TARZINDA BİR SİNGLE

Tasavvuf müziğin yanında farklı bir projeniz de var. Biraz bahseder misiniz?

-Rock veya rap tarzında bir single çalışması yapmak istiyoruz. Günümüz gençleri tasavvuf müziğinden uzaklar. Onları etkileyebilmek, dini değerlere yönlendirebilmek için onların dilinden konuşmak gerekiyor. Sonuçta kitleleri etkileyebilmek önemli bir konu… Bu nedenle, semazen gibi çeşitli gösterilerle de, organizasyonlara renk katıyoruz.

 

Sizin farklı bir tarzınız var. Seslendirdiğiniz ilahileri dinlediğimde veya sahne fotoğraflarına baktığımda sıradan bir ilahi grubu profili çizmiyorsunuz. Bu durumun özel bir nedeni var mı?

-İcra ettiğimiz müzik tam olarak tasavvuf sınıfına konulmayabilir. Çünkü, tasavvufta imkanlarınız kısıtlıdır. Bu nedenle, sınırlı sayıda enstrüman kullanabilirsiniz. Dolayısıyla, duygu ve düşüncelerinizi ifade edebilmekte farklı bir yol arayabilirsiniz. Müzikte yedi nota var; bunları tüm dünya kullanıyor, biz, özgün bir biçimde kullanmak için çabalıyoruz.

 

Tasavvuf müziğinin geldiği konumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Hak ettiği konuma ulaşmadı… Fakat, bundan 10 yıl sonra çok farklı bir yerde olacağına inanıyorum. Çünkü kitlelerde bir değişim var. Artık müzik anlayışı da değişiyor. Yakında dinleyiciler tasavvuf müziğine yönelecekler.

5043 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 3 Yorum

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER